Bilginin dili yoktur keşfedilir veya icat edilir!

Bilgi günümüzün en önemli ve en hassas konularından biri.. Ve elbette bilgiye erişim yer yer başlı başına bir problemdir. . Çünkü olduğumuz tüm sistem ve dahi her şey bilgiden ibarettir.

Elbette çok geniş bir kavramdan bahsettiğimin farkındayım. Bu yüzden bilgiyi iletişim ve diller açısından inceleyip çıtayı daraltmak daha anlamlı olacaktır. Çünkü bilgi, havada asılı duran ve bireylerle birlikte şekle şemale girebilen, seslere dönüşebilen  sonsuz bir şeydir. Bilgiyi, seslere ve ardından dillere dönüşerek iletişim adını verdiğimiz, kişiler ve veya kitleler arası bir kanalizasyon olarak resmetmeye çalışın! Bilginin en somutlaşmış ve en yenilenebilir hali dillerdir. Bu bağlamda; seslerden ibaret olan diller iletişimin temelini oluşturup sürekli olarak değişen ve en hızla çoğalan en önemli kanallardan biridir. Ve dil seviyenize göre bilgiye erişim ve bilgiyi alma kanalınız da doğru orantıdadır. Yani iyi bir dil bilgisi ve dil düzeyi bilgiyi daha iyi almanızı ve dolayısıyla daha iyi aktarmanızı da sağlar. Bahsetmeye çalıştığım yabancı dil değil, bilginin dil ve temel iletişim bazında kendi gelişimidir. Çünkü bilginin ve ilimin dili yoktur. Aynı bilgi farklı yüzlerce dil’de o dilin olanakları çerçevesinde var olmaya devam edecektir. Ve dahi yeni ve farklı diller olarak karşımıza çıkması da beklenmedik bir durum olamaz. Süreç sıradan bir insan hayatına sığmayacak kadar geniş bir zaman diliminde vuku bulsa  da oluşuma ve değişime engel teşkil edemez ve değişir, büyür ve daima böyle gider. Çünkü bilgi bir bütündür ve sürekli bilgilerin bir araya gelmesiyle oluşan gidişat varoloşçuluk ve benzeri felsefeler ile veya bilimin farklı kollarıyla incelenir tartışılır ve sürekli olarak eksponansiyel bir biçimde kendi küllerinden yeniden ve yeniden vuku bulur. Somut olarak biz ne yapabiliriz?

Günümüzde her şey bilginin ama kontrollü ama kontrolsüz düzenli veya düzensiz gidişatı üstüne kurulup su akar yolunu bulur veya yolunu kendi inşa eder edasıyla yoluna devam eder… Bize düşenleri küçümsemeden yapmak ve bilgiyi iyiye kullanmak birer birey olarak vereceğimiz en iyi karardır. Zira anlatmaya da çalıştığım üzere bilginin ve eğitimin sonu yok… Konuyu tekrardan dil meselesine bağlayarak basitleştirmek ama bu basit konunun hayatımızda ne derece öneme sahip olduğunun altını bir kere daha çizmek isterim;

Derler ya bir dil bir insan diye… buna inanın ve hatta inanmaktan öteye gidin! Çünkü her yeni bir dil ile algılama da, uygulama da ve kendi dilinizde dahi daha da ileri bir seviyeye geleceksiniz. Yineliyorum! Anlatmak istediğim bağlantılı olsa da tam olarak yabancı dil değil. İletişimin en temel ögesi dil’in kendisidir. Şöyle bir örnek verelim; en basitinden kendi ana dilinizi öğrenmediniz edindiniz! Elbette, belli bir yerden sonra bilinçli öğrenme ile devam ettiniz ancak temelde, kendi dilinizi bilinç dışı öğrendiniz. Zaten diller öyle esnek olgulardır ki herkes edinebilir! Fakat hemen bu noktada şunu da belirtmek gerekir ki; Kendi anadilinizde çok ileri seviyeye geldiğinizde asla bununla yetinemez diğer dilleri de öğrenme ihtiyacı duyarsınız. Çünkü diğer dilleri bilmeden kendi dilinize dışarıdan bakamazsınız böyle bir şeye ihtiyaç da duymazsınız! bu ihtiyacı bilgiye erişim yolunda karşı konulamaz bir içgüdü gibi tanımlayabiliriz. Bu bağlamda; Kişiler dili öğrenirken kendi anadilini de revize edecek sağlamlaştıracak ve iletişimin optimum düzeyde olması için gereken iletişim kabiliyeti de buna eşlik edecektir. O yüzden her hangi bir yabancı dil sadece yabancı dil değildir. Yabancı dil, kendi ana dilinizde yabancı kaldığınız hususları da aydınlatan, bakış açınız da dahil olmak üzere güçlü değişim etkileri yaratan, bilginin aktığı farklı kanallardan biridir.   ‘Yabancı dil’ kelime çifti sade ve kısa bir seçim veya tanımdır.  Oysaki hiç bir yabancı dil kişiyi yabancılaştırmamış aksine tanışıklığı ve bilgiyi arttırmıştır. Yabancı dil denmeyebilirdi de!

Bilginin somut olarak seslere ve ardından sözlere ve sonrasında da dillere dönüşmesi, yukarıda da bahsettiğim gibi tek bir insanın hayatına sığabilecek bir zaman dilimine maalesef tekabül etmiyor. Antropoloji, sosyoloji, fen, felsefe tıp ve dahi bütün bilimler bilginin şekil almış hali olup yüzyıllara yayılan bu değişim ve uyum  süreci kendi içinden yeniden doğan bilim ve bilgiyle yeniden katlanarak ilerler. Bilgi dillerle işlenir, uygulanır ve olabildiğince görünür kılınır. Dil, bilginin değişimi ve gelişimi sürecindeki çok güçlü kanallarından biridir. bu bağlamda bilgi bir çok dilde farklı veya aynı bilgileri barındırabilir ve özünde bilgi yine dillerle şekil alır, ortaya çıkar.

Bilgi kendi başına bir bütündür ve bizler bilinçli ve bilinçsiz, bilginin şekil almış hali içinde varlığımızı sürdürürüz. Var olanı keşfeder,  diğer dolaylılıklar ve keşiflerle de yeni şeyler icat ederiz. Farkında olmamız gereken tek şey bilginin diller aracılığı ile daha kolay aktarıldığıdır. Zira günlük mesajlaşmadan tutun da genel yazışma ve okumaya kadar bir çok bilgi ve bilgilendirme türü dillerle erişilebilen ve gerçekleşen oluşlardır. Sağlıklı düzeyde iletişim için kişilerle veya nesnelerle sürekli bir iletişim halinde ve ihtiyacında olmamızın sebebinde ve temelinde yine bilgi ve doğal olarak bilgiyi işlediğimiz bir dil söz konusudur. Sonuç olarak, bilginin dillere dönüşerek kendi akışını hızlandıran bir mekanizmaya dönüşmüş olması bizler için aslında büyük bir birikim ve nimettir. Bundan nasibimizi almak için uğraşmak ve bilgiyi işlemek gerekir.

Etiket(ler): .Yer işareti koy Kalıcı Bağlantı.

Bir Yorum Yazın